gelisiyorumben 5 Takipçi | 6 Takip

bil bakalım zeka soruları

2008-11-20 22:40:00

Gloria’nın iki kızının yaşları nedir? Bir apartmanda Pierre ve Serge adında iki matematikçi oturmaktadır. Bir gün her ikisi merdivenlerden inerken kapıcı kadınla karşılaşırlar.Bu kadın uzun süredir bu “akıllı” aydınlara cevap veremeyecekleri bir soru sormak ateşiyle yanmaktadır, yaklaşır ve Serge’ye bir kağıt uzatarak “İşte arkadaşım Gloria’nın iki kızının yaşları toplamı”, Pierre’e bir kağıt uzatarak “İşte arkadaşım Gloria’nın iki kızının yaşlarının çarpımı” der ve sorar:”Bulun bakalım akıllı baylar kızların yaşlarını.”. Pierre “Bu çarpım cevap verebilmem için yetersiz” der.Serge de “Bu toplam cevap verebilmeme yetmiyor” diye cevap verir. Kapıcı kadın alayla “Beni hayal kırıklığına uğrattınız” derken Pierre “Şimdi anladım, size bu iki kızın yaşlarını vereceğim” der. Gloria’nın iki kızının yaşları nedir? Devamı

fanatikler

2008-11-20 21:57:01

BUGÜN size ilginç bir kişilikten ve bu kişiliğin yarattığı fenomendenbahsedeceğiz…Brükselli Mahmut Korkmazer…Hem bir işadamı hem de ünlü bir fanatik…Tam bir Fenerbahçeli…Herkes onu, “Belçika’nın başkenti Brüksel’i sarı-laciverte boyayan adam” olaraktanıyor.O dev bayraklarla, flamalarla, formalarla yapıyor bunu…Avrupa’nın çeşitli yerlerinde Fenerbahçe taraftar dernekleri var.Ama Brüksel bir başka…Orası, Fenerbahçe taraftarlarının başkenti...Bunda Mahmut’un ve ekibinin çok büyük payı var kuşkusuz.BAŞKANIM BAKIN BİZ BOYATTIK!Hiçbir Avrupa maçında takımlarını yalnız bırakmıyorlar, sürekli kulüple içiçeler.Geçtiğimiz yıllarda Başkan Aziz Yıldırım, bu ekip tarafından Brüksel’deağırlanmıştı…Yıldırım’ı arabayla alan Mahmut Korkmazer, Brüksel’e geldiğinde “Bakınbaşkanım tramvayları sarı-laciverte boyattık” diyerek tramvaylarıgöstermişti.Başkan çok şaşırdığını gören Korkmazer, bunun hoş bir tesadüf olduğunu amaFenerbahçeli olma ruhunu canlı tuttuğunu söylemişti.İşte bu Fenerbahçeliler, tramvayları-otobüsleri sarı-lacivert olan bukentte geçtiğimiz günlerde gece düzenledi.Belçika’daki bir çok Türk gibi Afyon Emirdağ’lı olan Mahmut Korkmazer, bugeceyi en iyi şekilde “yardıma” çevirmeyi becerdi.Emirdağ ve çevresindeki köylerden 500 öğrenciye maddi yardım toplamaamaçlı gece, Fenerbahçe’nin Türkiye’de başlattığı “Eğitime DestekKampanyası”nın Avrupa ayaklarından biriydi…Geceye Brükselli Bakanımız Emir Kır, Türk kökenli siyasiler, Belçikalısiyasiler ve ünlü isimler katıldı.YARDIMSEVER FANATİK537 kişi yardım için ad... Devamı

kitap oku

2008-11-20 21:57:00

NECDET EKİNCİ ROMAN ÖZETLERİROMANIN KONUSU:Birlerini  önlerinde büyük engeller olmasına rağmen seven iki gencim aşkı anlatılıyor ROMANIN ÖZETİ:         Meskektaşlarıyla kurdukları bürosunda,  Akif ve arkadaşları ve arkadaşları çalışmaktadırlar. İçerisi çok gürültülüdür ve sigara dumanından birbirlerini hemen hemen görememektedirler. Aniden postacı içeri girer ve tanıdığı halde dumandan olsa gerek Akif’e ismini sorar ve kendisine zarfını uzatır,oradan hemen ayrılır. Akif kimseye birşey söylemeden oradan ayrılır.Bu bir bayram kartıdır. Akif şehrin sessiz sokaklarında yürümeye başlar         Derken sahilde bir banka oturur ve derin düşüncelere dalar.Halası ve halasının kızı Esra kendilerine misafirliğe gelmişlerdir ve Akif ona karşı içinde büyük bir sevgi beslemektedir.Ancak ona bunu hissettirmemeye çalışır. Halası ve Esra üç gün sora giderlerken Esra’nın daveti üzerine, “gelecek misin” sorusuna “hayır” dyi cevap verir. Esra bu cevaba çok üzülür ve çok şaşırır. Akif  “sana sevgimin daha fazla büyümemesini  daha başka nasıl engelleyebilirim” diye geçiriyor içinden. Bu ayrılığın ardından Akif ve Esra mektuplaşmaktadırlar. Aslında Akif elinden geldiği kadar mektuplaşmama taraftarıdır. Esra’nın mektupları cevapsız kalsa da Esra mektup yazmaya devam etmektedir. Birgün Akif halasının evine misafirliğe gider ve Esra’yı görür. Daha evvel hissettiklerini birbirlerine açıklayamadıkarı halde, o kadar mektuplaşmaya karşı ortada birşey olmadığına inanmamaktadırlar. Esra Akif bir sürprizim var der evlendiğini açıklar,Akifbuna çok kızar ve arkasını döner, biraz so... Devamı

komik komedi eğlence fıkra

2008-11-20 21:49:00

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış : "Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu"Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart'ıbir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:-Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye başlayınca,Napolyon:-Evet demiş, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım. Devamı

annem

2008-11-20 21:42:00

Annem Annem Güzel AnnemÇaresiz kaldım ağlarım Annem annem güzel annem Yüreciğimi dağlarım Annem annem güzel annem Hayaline bakıyorum Ben kendimi yakıyorum Sana doğru akıyorum Annem annem güzel annem Bakıp bana gülüyorsun Elbet beni biliyorsun Sen bizleri görüyorsun Annem annem güzel annem Isıtırdı sevgin bizi Dağıtırdı derdimizi Kucaklardın hepimizi Annem annem güzel annem Validem kurban sesine Hasret kaldım nefesine Gül yüzünün şulesine Annem annem güzel annem Altmış altı yıl seraser Şükür yaşadık beraber Rabbimizden geldi haber Annem annem güzel annem Yaşın doksan iki oldu Demek vaden tamam oldu Gül yüzün sarardı soldu Annem annem güzel annem Yedi haziran iki bin Ayran idi son nasibin Bana 'kaldır beni' dedin Annem annem güzel annem 'Kaldır beni' son sözünü Hasretle bakan gözünü Unutamam gül yüzünü Annem annem güzel annem Sensiz geçen ilk ramazan Sensiz yapraklarda hazan Bu hükmü Rabbimdir yazan Annem annem güzel annem Muazzez ruhun şad olsun Kabrin envar ile dolsun Annen baban seni bulsun Annem annem güzel annem Ömer'in seni unutmaz Gözünden yaşı kurutmaz Yasin okumadan yatmaz Annem annem güzel annem Devamı

aşk acısı çekene

2008-11-20 21:26:00

Aşk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmezmi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir. Özellikle de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi. “Çoktan unuturdum seni çoktan Ah bu şarkıların gözü kör olsun” Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi kaptırmay... Devamı

komik gülmece eğlence fıkra

2008-11-20 21:21:00

 Etmezsen etme Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."Ağaç yürümezse Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmalı." - "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür", der.Secdeye kapanırsa Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmiş. Han Nuh Nebi'den kalma bir yer.. Her tarafı delik deşik; adeta çökmeye ramak kalmış. Hoca'nın yüreğine bir korkudur düşmüş ama, ne desin? Nihayet bir söz arasında: - "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor, beşik mübarek!" diyecek olmuş ama, hancı baba hiç oralı olmamış; sözü şakaya boğarak: - "Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı d... Devamı

giiiiit

2008-10-25 22:45:00

Öylesine Sevmiştim Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden Sevdiğimiz şarkıları da Pencareme konan yusufcukları da Bana karanlığı bırak Beni bırak, beni böyle bırak Böyle ansızın, böyle yakışıksız Böyle anlamsız, böyle dağınık Öyle kapıda susuşun Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun Koy beni sensizliğe Ve otursun içime kül gibi kor yangının Şimdi gidiyorsun, git Hadi git Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git Hadi kanatma Hadi yıkma Hadi dokunma Zaten ben seni öylesine sevmiştim Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin İbrahim Sadri Devamı

buraya kadar

2008-10-25 10:52:00

gidisim neyi degistirecek bilmiyorum, ama gidiyorum... yüregimde söylenmemis sözlerin acisi, ellerimde ellerini tutamamis olmanin sizisi gidiyorum... boğazımı düğüm düğüm eden bir cümle simdi "seni seviyorum!"söylenmedikce nefes almami engelleyen, kulagina ulasmadikca anlamini yitiren bir cümle simdi... "seni seviyorum!" icimde "seni seviyorum"un söylenmemiş acisi gidiyorum.... yaz yagmurlari dökülüyor yollarima. tenindeki yaz kokusu benimle geliyor. ben seni alip yanıma sensizlige gidiyorum. tenimde yoklugunun sogugu dilimde söylenmemis bir "seni seviyorum" gidiyorum... kendimi sakin bir sahil kasabasina atmak care sanki. keskelerin kiyisinda bir baraka bulsam... demirlesem yüregimi... tuzlu kumlara versem sirtimi... yaralarima bassam denizin tuzunu... acitsam kanatsam... kanayan, aciyan hep bir "seni seviyorum" cümlesi... icimde bir yanardag var bilmiyorsun. patlamaya hazir volkanlar sakliyorum. lavlar büyütüyorum yoklukta... tüm bu havai fisek gösterisini harekete gecirecek sey ise bir "seni seviyorum" cümlesi... yollarin karanligi daha cok keskinlestiriyor icimdeki siziyi. "seni seviyorum" cümlesi bilendikce bileniyor pasli bir bicak gibi. bogazimda dügüm dügüm kaldikca daha da acitiyor canimi... kanatiyor icimi. yüregime kadar siziyor kanim. kan doluyorum... gözlerimle tüm kani agliyorum... "seni seviyorum" bir söylenmemis söz dilimde..."seni seviyorum"larimi alip gidiyorum bu sehirden. kacamak bakislar atiyorum dikiz aynamdan. yagmur diniyor yollarda. ama hala damlalar dönüyor gözlerimin önünde... yagmur degil gözyasi damlalari... islaniyor "seni seviyorum"lar. islandikca daha da agirlasiyorlar... agirlastikca yüregime daha fazla bir agri saplaniyor. gidiyorum... aglamakli bir "seni seviyorum!" birakip bu sehirde, gidiyorum... söylenmemis sözler kadar ic... Devamı

dönme artık bana

2008-10-25 10:51:00

Gittin beni öylece bırakıp gittin.Hiç düşünmeden Bensiz ne yapar?diye Bensiz mutlu olabilir mi, yaşayabilir mi? demedin.Her şeyi bir anda üstelik bir hiç uğruna sildin...Demek ki hiiç sevmedin sen.Öyle ya sevsen bir anda bırakabilir miydin?Beni yıkıp, yalnızlığıma terk edip gidebilir miydin?Ne yapalım sevdiğim, canın sağ olsun.Madem ki sevmiyorsun, istediğin gibi olsun.Zorla sevdirecek halim yok.Sana alıştığım gibi sensizliği de alışacağım başka çaresi yok.Belki yine ağlarım gecelerde, bir süre daha.Her telefon çaldığında sen zannederim umutsuzca...Kalbim durmak istese de atar bir müddet daha...Sanma ki ömrüm boyunca seni seveceğim.Dedim ya bir süre daha, belki bir ay belki üç yıl...Ama sonunda unutacağım.Göreceksin senin beni sildiğin gibi ben de sileceğim seni.Senden tek isteğim artık karşıma çıkma sevdiğim.Sözünde dur ve sakın geri dönme.Çünkü ben dönmeyeceğim.Aşkından ölsem de, sensiz bu dünyaya her gün lanet okusam da dönmeyeceğim.Sen de öyle yap gelme geri.Madem ki gittin dönme... Devamı

aşk

2008-10-25 10:49:00

Güle Güle Vefasiz Yarim Güle Güle!Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN…Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN…Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN…Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN…Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN…Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele sen... Devamı

angut musun?

2008-10-21 23:13:00

Bazen insan düşünüyor da belki de şu kısacık dünyada en çok kırdığımız,üzdüğümüz aslında en çok değer verdiğimiz,sevdiğimiz insanlar oluyor.Bazen insanlığımızın gereğini yapamıyoruz ve biraz sert bir ifade de olsa bir kuş kadar bile olamıyoruz.Angut kuşunu hepimiz biliriz,hatta öyle bir yer edinmiştir ki dilimize “angut” kelimesi,bazen sinirlendiğimizde söylememek imkansız hale geliyor.Argoda saf,salak,aptal,ahmak... gibi ifadelerin yerine kullanılan bir kelime olan “angut” kelimesi aslında angut kuşundan gelmektedir.Angut (Tadorna ferruginea), tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir dalıcı ördek türü olarak biliniyor.Bu kuş türü iniş yaparken rüzgarı arkasına alarak indiği için sağlıklı bir iniş yapamayarak yuvarlanır.Bu özelliğinden teşbih yapılarak argoda kullanılır.Suna ile birlikte Tadorna cinsinde yer alır.Bu kuş, eşi ölürse başka bir eş ile bağlantı kurmayıp ölen eşinin arkasından yas tutar.Hatta bazı duyumlara göre Angut kuşu;eşi öldüğü zaman,yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler...İşte bu canlının yaptığı en büyük"Angut"luk budur .. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen bir şeydeğildir..Çok ürkek bir hayvan olmalarına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz.Angut kuşu gibi olabilmek onun gibi sevdiğine değer verebilmek ne kadar zor olsa gerek.Biz değil miyiz ilişkilerimizi aylık,haftalık,günlük hatta saatlik yapan.Bir ilişkinin üzerinden daha yirmidört saat geçmeden başka bir ilişkiye yelken açan.Hızlı aşık olup,hızlı ev... Devamı

hersey para değil:(

2008-10-21 22:56:00

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR...Dünyada her şeyin yerini para alabiliyor artık.Yani paran varsa her şeyin sahibi olabilirsin hemde hiç zorluk çekmeden.Otobüste,dolmuşta itilip kakılmazsın. Çünkü araban vardır.Ucuz dürümcülerde sıra beklemezsin,lüks lokantalarda keyif çatarsın.En önemlisi de eğer paran varsa okursun. Evet okursun ama adam olur musun orası meçhul.Eğer zengin bir babaya sahipseniz,çok fazla zeki olmasanız bile ilk okulu parayla bitirebilirsiniz sonra orta okul. Tabi ilk ve orta okul birleştirildiği için ilköğretimi parayla okuyabilirsiniz diyebiliriz.Daha sonra lise hayatı başlar. Ve siz yüklü paralar karşılığında lise mezunu olabilirsiniz.Ve şimdi geldik üniversite sınavlarına. Tabi ki artık olmazsa olmaz hale gelen dershane döneminiz başlar. En az 1500-2000 ytl karşılığın da dershane eğitimi alırsınız.Ve en önemlisi üniversite sınavında barajı aşmışsanız ki en fazla barajı aşabiliyorsunuz çünkü dershane dönemi o kadar sorumsuz geçer ki ders çalışma yerine yeni bulunan arkadaşlarla eğlenceler düzenlenir. O kadar ki ancak baraj aşılabilir. Ama korkmayın nasıl olsa paranız var.Hemen bir özel üniversite bulunur ve oraya çok düşük puana kayıt yapılabilir.Yıllık 15000-20000 ytl arasında herhangi bir bölüme girebilirsiniz hatta 289 puan aldıysanız İstanbul'da Hukuk Fakültesi bile okuyabilirsiniz. Hatta biraz daha iyiyseniz Tıp Fakültesi bile okuyabilirsiniz ve 6 yıl sonra doktorluk yapabilirsiniz. Yani insan düşünüyor da bu kadar imkanı olmayan birisi ne yapacak. Tabi ki imkanı olmayan öğrenciler için devletin sunmuş olduğu hizmetler var, özellikle birçok devlet üniversitesi var ama oraya da girmek bir hayli zor. Yani Hoca Nasrettin'in de dediği gibi “parayı veren düdü... Devamı

tut elimi

2008-10-21 22:07:00

Tut Ellerimden Sırattan incedir sevda köprüsüBeraber geçelim tut ellerimden.Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzüBeraber uçalım tut ellerimden Gönüldeki birlik kalkandır dışaAldırma ayaza, yele, yağışaGiden ilkbahara, gelecek kışaBeraber göçelim tut ellerimden. Birleşmek üzredir şafakla gurûpKorku beklenilmez kapıda durupİster zehir olsun, isterse şurupBeraber içelim tut ellerimden. Çağır hayallerin en ötesiniYakından duyarsın aşkın sesiniSonsuz mutluluğun penceresiniBeraber açalım tut ellerimden. Hatırla kaybolan hatıralarıElmastan ışıklı, altundan sarıZaman tortusundan işte onlarıBeraber seçelim tut ellerimden. Şüphe r0;başlangıçr1;tır, karar r0;nihayetr1;Zamanı zamana etme şikayetKaçmak kurtuluştur diyorsan şayetBeraber kaçalım tut ellerimden Devamı

anla ne olur?

2008-10-21 22:06:00

Söyleyemediklerimi Sen Anla.. İnandığım her şey adına yasak sorular sordum kendime Bütün denklemlerin bir bilinmeyeni ben oldum Sevgiyi sordum Neden bu kadar yalnızlık, sen söyle Beş duyumu yitirdim kaç zaman Anlayan yoktu Yutkundum arsenik tadında Kaçıyorum bu dünyadan Nedenini hiç sorma Bakışlarım benim değil artık Sesim değişti Bu kez başka gittim Bu kez başka gittim kendimden Söylemeseler bilmeyecektim Ağlayınca uzun ağlarım kimseler olmaz Susmanın konuşmaktan zor olduğu anlardır bu Anlar mısın? Yaşam ne tuhaf bilmecedir Sen anlıyorsun, biliyorsun Her şeyi biliyorsun Anlayamayan bendim Yaşamın bir düş penceresi olmadığını Çiçekleri severken dalları kırmak olmaz sanırdım Aşkı kendi rengiyle taşıyıp, içimi sancılar bastığında Avuçlarımda kederi eritip yürürüm sandım Kimselerin bilmediği yerlere Bütün tanımları değiştirip Öylesine hesapsız, hiç beklenmedik sevgiler yaşarım sanırdım Gözümün önünde vurdular beni Birden bire bensiz kaldım Durduk yerde ellerim üşüdü Oysa bedenimde cehennem benzeri ateşler vardı Sana her şeyi anlatmadım Şimdi hangi aynaya baksam kimliksizim ben Nerede o yüzümdeki çocuk Nerede o kendini bilmez çocuk. . . ... Devamı